HESAPLAMA SAYFALARI Mortgage; İnternet sayfası

May 12th, 2008

Bir İnternet sayfası, Genel Ağ’a uygun bilgi kaynaklarını barındırır ve bir tarayıcı aracılığı ile erişilir. Bu bilgiler genellikle HTML veya XHTML biçimindedir ve başka internet sayfalarına hipermetin bağlantıları içerebilir.

İnternet sayfaları yerel bir bilgisayardan veya uzak bir bilgisayardaki internet sunucusundan alınır. İnternet sunucusu erişimi sadece özel ağa kısıtlayabilir, örn. şirket ağı veya Genel Ağ’da yayınlıyabilir. İnternet sayfaları talep üzerine internet sunucusu tarafından Hipermetin Aktarım Protokol’ü (HTTP) kullanılarak sunulur.

İnternet sayfaları internet sunucusunun dosya sisteminde düz metin olarak saklanabilir (statik internet sayfaları) veya internet sunucusu her bir sayfa için (X)HTML’yi istemi gerçekleştiren tarayıcı için oluşturabilir (dinamik internet sayfaları). İstemci taraflı yürütülebilir kodlar, örn. JavaScript, internet sayfalarını kullanıcının kullanımına daha duyarlı hale getirebilir.

İnternet sayfaları birer internet dökümanıdır.

Konu başlıkları


Dosya uzantıları

Statik internet sayfaları genellikle .htm veya .html, sunucu taraflı dinamik internet sayfaları ise daha çok sunucu tarafında çalıştırılan kodlama dilini yansıtan .php veya .asp gibi uzantılara sahiptir. Her iki şekildede sayfanın istemciye aktarılması statik internet sayfalarının aktarım şeklindedir. İnternet sayfaları Genel Ağda birer internet dökümanıdır ve diğer internet sayfalarına bağlantılar, grafikler, kodlar içeren HTML dosyalardır.


Renk, basım, örnekleme ve etkileşim

İnternet sayfaları genel olarak metin ve arka plan renklerine ait yönergeler ve çok sık olarak resim ve bazen medya dosyalarına bitiş görünümünde gösterilmek üzere ilişkilendirilmiş bağlantılar içerir.
Düzen, basım ve renk şeması Stil Şablonu yönergeleri aracılığı ile sağlanır. Bu yönergeler HTML içine gömülü olabiliceği gibi ilişkilendirilmiş başka bir dosyada da yer alabilir. İkinci yöntemde tek bir şablon birden fazla internet sayfasında ilişkilendirilebilir: HTTP çalışma şekline göre, tarayıcı dosyayı bir defaya mahsus indirip belleğe alınan tek kopyayı kullanır.

Resimler sunucuda ayrı dosyalar olarak saklanır fakat HTTP nin izin verdiği şekilde; internet sayfası indirildikten hemen sonra ilişkilendirilmiş resimler ve şablonlar gibi dosyalar sayfa işlenirken indirilip işlenir. Bir HTTP 1.1 sunucusu tarayıcı ile olan bağlantısını tüm ilişkili dosyalar aktarılıncaya kadar açık tutucaktır. Tarayıcılar genellikle resimleri metinlerin olması gereken yerlerinde sayfa yerleştirilirken işler.


Çokluortam

Çokluortam dosyaları da (ses, görüntü dosyaları) internet sayfalarına hiper bağlantı olarak eklenebilir veya ilişkilendirilerek sayfa içine yerleştirilir. Oyunlar, animasyonlar ve diğer bilgisayar bazlı materyaller de Adobe Flash ve Java gibi teknolojiler kullanılarak ilişkilendirilebilir. Tüm bu özellikler tarayıcının bu özellikleri desteklemesi ve kullanıcı tarafından tarayıcının bu özellikleri varsa iptal edilmemiş olması ile sağlanabilir.


Dinamik tutum

JavaScript gibi istemci taraflı kodlar gerek HTML içine gömülü gerekse başka bir dosya ilişkilendirilerek çalıştırılabilir. Bu kodlar kullanıcı bilgisayarında tarayıcı tafarından işlenir ve yürütülür. Eğer kullanıcı gerekli seviyeye izin vermişse daha çok interaktif etkileşim sağlanır.


Tarayıcılar

Tarayıcılar Internet Explorer, Mozilla Firefox veya Opera gibi grafiksel kullanıcı arabirimi olabiliceği gibi Lynx gibi metin tabanlı olabilir.

Faiz ödemesiymiş gibi; The Crims

May 12th, 2008

The Crims, herhangi bir internet tarayıcısı(en. browser) üzerinden oynanabilen metin tabanlı bir oyundur. Oyunda yeraltı dünyasında bir rol üstleniyorsunuz. Karakter olarak Hırsız, Gangster, İş Adamı ve Pezevenk olabiliyorsunuz. Üyelik işleminizi bitirdiğiniz anda belkide oyunun en önemli kararını veriyorsunuz yani karakterinizi seçiyorsunuz. Oyun sıralaması saygınlığınıza göre yapılıyor. The Crims onlarca dilde oynanabiliyor. Bunlardan birisi de Türkçe. Her dil için ayrı bir sohbet meydanı bulunuyor. Meydanda diğer oyuncularla tanışıp çete kurabiliyorsunuz.

Konu başlıkları


Karakterler

  • Soyguncu(robber) : Hırsızlar soygunlarda diğer karakterlere göre daha avantajlıdır. Tavsiye edebileceğimiz karakter budur. Oyunun büyük bir bölümü soygunlar üzerine kurulu.(Karakter Avantajları : Güç,Zeka)
  • İş Adamı(businessman) : En az tercih edilen karakterdir. Daha iyi kâr elde edebilirsiniz. (Karakter Avantajları : Zeka,Tolerans)
  • Tetikçi(hitman) : Acımasız bir katil olabilirsiniz. 1vs1′de avataj sağlar. (Karakter Avantajları : Güç,Tolerans)
  • Pezevenk(pimp): fahişe pazarlıyabilirsiniz!(Karakter Avantajları : Karizma,Tolerans)
  • Gangster(gangster) : Nötr karakterdir. Her alandan normaldir.


İpucu


Power nedir ? Nasıl hesaplanır ?

Crimste soygun yapabilme,adam dövebilme gibi birçok icraat powera bağlanmıştır. Power Zeka,Kuvvet,Tolerans üçlüsünün karakterinize göre ve yapacağınız icraate göre hesaplanmasıdır. power hesaplanması için çeşitli programlar ve siteler mevcuttur.


Klon Olayı

Powerinizi bir an önce arttırmak istiyorsanız klon kullanabilirsiniz. Her ne kadar oyunun kurallarında klon kullanmanın yasak olduğu yazsa da biçok kullanıcı klon kullanmaktadır. Klon asıl üyeliğiniz dışında kullanılan üyeliklere denir. Çete olarak yapılan en üst soygunları yapanların hepsi klon kullanmaktadır.


Para Kazanma Olanakları

  • Gece Kulubü açabilme
  • Kumarhaneye gidebilme
  • Bankadan faiz alabilme
  • Uyuşturucu pazarlayabilme
  • Fahişe pazarlayabilme
  • Kelle avı yapabilme
  • Soygun yapabilme
  • Uyuşturucu üretebilme


Dış bağlantılar

  • The Crims Online
  • Power Hesaplama

Information

Ederinin biraz; Çaprak

May 12th, 2008

Modern at eyerin altına örtülen koruyucu örtüdür. Seromonilerde veya gezilerde kullanılır.

Türkçeden Avrupa dillerine geçmiştir. (Fransızca ve Almanca =Schapracke). Genelde desen veya resim motivlidir. Eğerden biraz daha geniş ve uzun olup, sahibinin adını, motivini veya işaretlerinin üzerine işlenip eyer tarafından örtülmeden görülebilmesi sağlar.

Bazı türlerinde cep, kuşet veya kemerleri olup çeşitli araç ve gereçleri asmaya takmaya yararken atın sırtına sürtünmelerini engeller.

Çaprak genellikle keçi derisinden yapılan bir tür at eyeridir.

Faizleri; Tutulu satış

May 12th, 2008

Türk Dil Kurumu’na göre Türkçesi “tutsat”tır[1]. Bir malın kendisinin güvence olarak gösterilerek, ödünç alınan parayla satın alınması anlamına gelen iktisadi terim. İpotekli satış, ya da Mortgage’lı satış olarak da adlandırılır.

Tutulu satış genellikle taşınmaz mal (çoğunlukla da yapı) satınalımlarında kullanılır. Bu gibi satışlarda, parasal kurumlar ödünç verdikleri tutar (kredi) geri ödenene dek, taşınmaz mala el koyabilme yetkisini ellerinde tutarlar. Bu tutu, parasal kurumların ödünç verdikleri para için bir güvence niteliğindedir. Bu yöntem, özel ya da tüzel kişilerin, bir taşınmaz malın ederi kadar paraları başlangıçta olmasa da, malı alıp, genellikle 15-30 yıllık süre içerisinde parça parça ödemelerini ve sonunda da tümüyle sahip olmalarını sağlar. Ödeme tamamlandığında, tutu durumu ortadan kalkar.

Ödünç verilen tutar, ödünç isteyenin geri ödeme kapasitesine (genellikle aylık gelirinden giderleri çıkarıldıktan sonra hesaplanır) ve satın alınmak istenen taşınmaz malın “Hemen Paraya Çevrilebilir Değeri“ne (HPÇD) bağlıdır. HPÇD genellikle malın değerinin %75′i ile %90′ı arasında olur ve borcun ödenememesi durumunda malın parasal kurumca hemen satılabileceği tutara denk gelir. Tutu yöntemiyle alınan mallar, borcun ödenememesi durumunda, parasal kurumca, genellikle ederinin biraz altında beklemeden satılırlar.

Tutu yöntemiyle ödünç alınan tutarın geri ödenmesinde, genellikle o ülkedeki vergi yasalarına ve ödünç alanın alabileceği rizikolara bağlı olarak değişik parasal yapılar kullanılır. Örneğin borç faizlerinin vergiden düşülebildigi ülkelerde, geri ödemelerin sanki hepsi faiz ödemesiymiş gibi yapılandırılır. Ya da, ödünç alınan tutarın değişik oranlardaki bölümü (ödünç alanın riziko seçimine göre) borsa fonlarına yatırılarak ödemeler oradan gelen gelirle yapılır.

Birçok ülkede, özellikle de gelişmiş ekonomilerde, ev, işyeri satınalımlarının tutu yöntemiyle yapılması çok olağandır.


Dış Bağlantılar

  • Konut Kredisi Faizleri, Hesaplama Araçları ve Başvurusu
  • Tüm Bankların MORTGAGE HESAPLAMA SAYFALARI
  • Mortgage Bilgi Mortgage (Tutulu Satış) Hakkında Bilgiler Portalı
  • Tutsat (Mortgage) Hakkında Bilgiler ve Haberler
  • Mortgage Terimleri
  • ev kredisi ile ilgili aramalar
  • Mortgage
  • Tutsat Haram mı?

Information

Başvurusu Tüm; Philip Absolon

May 11th, 2008

Philip Absolon (d. 24 Nisan 1960) İngiliz ressam. Stuckism grubu üyesidir.

Kent şehrinin Erith ilçesinde doğmuştur. Victoria devrinin suluboya ressamı John Absolon (1815-1895)’un üçüncü kuşak torunudur. Disleksiktir, okuma güçlüğü çekmektedir. 1977-1979 yılları arasında Billy Childish ve Bill Lewis ile tanıştığı Medway College of Art and Design’da okumuştur. Aynı dönemde The Medway Poets şairler grubu ile ilişki içinde olmuş ama grubun resmen üyesi olmamıştır. 1979-1982 yılları arasında okuduğu Epsom College of Art Sanat okulunda resimleri okul müdürünün talimatı üzerine atılmıştır. 1987 yılında Royal College of Art Kraliyet Sanat Okuluna kedi resimleri ile başvurmuş ve başvurusu reddedilmiştir. Hayatının bu dönemini işsiz olarak geçirmiştir.

1999 yılında Stuckists sanat grubunun 12 kurucu üyesinden biri olmuş ve Londra, Paris, New York ve Almanya’dakiler de dahil olmak üzere bütün önemli sergilerinde yer almıştır. 2004 Liverpool Bienalinde Walker Sanat Galerisindeki grup için bir dönüm noktası olmuş olan The Stuckists Punk Victorian sergisinde baş sanatçılardandı. Aynı zamanda Stuckist grubunun Turner ödülü aleyhindeki Tate Britain modern sanat galerisinin önünde gerçekleşen yıllık gösterilerine katıldı.

Başlıca eserleri kediler, iskeletler ve sarışınlardır. Yapıtlarında alaycı mizah, hümanite ve açıklık vardır. Zaman zaman Outsider Art ile karşılaştırılır. Job Club adlı eserini şöyle açıklamıştır:


Absolon, Norfolk, İngiltere’de ikamet etmektedir.


Kaynaklar

  • Wikipedia Philip Absolon maddesi
  • Ed. Katherine Evans (2000), “The Stuckists” Victoria Press, ISBN 0-907165-27-3
  • Ed. Frank Milner (2004), “The Stuckists Punk Victorian” National Museums Liverpool, ISBN 1-902700-27-9


Dış bağlantılar

  • Absolon on Stuckist site
  • Absolon family site

Information

Denk; Faruk Sağnak

May 11th, 2008

Faruk Sağnak, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün unutulmaz oyuncularından ve kulüp yöneticisi. Oynadığı inatçı futboldan dolayı Keçi Faruk lakabıyla tanındı.

1924 yılında İstanbul’da doğdu. Futbola Beşiktaş’ta başladı. 1944 ile 1956 yılları arasında, tüm kadrolarda eksiksiz görev yaptı. Defans, orta saha ve hücum hattının sol kanatlarında tüm mevkiilerde aynı başarıyı göstererek oynadı.

Top tekniği, oyunu okuyuşu, defansta oynarken ileri uçtaki arkadaşlarına attığı paslar, orta sahada oynadığı maçlarda ise yine önündeki gol adamlarına attığı milimetrik paslarla ünlendi.

Futbolculuk dönemi 2. Dünya Savaşı’nın getirdiği sıkıntılı günlere denk geldiği için ve milli maç organizasyonlarının iptal edildiği için gençlik döneminde milli formayı giyemedi. Ancak üstün klasını sonuna kadar koruduğu son döneminde, Türk Milli Futbol Takımı’na davet edildi. Bu dönemde 17 Haziran 1951′de oynanılan ve Türk Futbol tarihindeki en unutulmaz maçlardan biri olan “Berlin Zaferi” olarak adlandırılan Almanya maçı kadrosunda yer aldı. 12 yıl aralıksız Beşiktaş’ta oynadı ve 273 maçta yer alarak 25 gol attı.

Futbolu bıraktıktan sonra çeşitli dönemlerde Beşiktaş Yönetim Kurulları’nda görev aldı. 1959-1960 sezonunun şampiyon kadrosu oluşturulurken; Birol Pekel, Şenol Birol, ve Tuncay Demirtaş gibi genç futbolcuları keşfedip, Beşiktaş’a kazandırdı.

Information

Parasal yapılar kullanılır.; Soyut cebir

May 11th, 2008

Soyut cebir veya soyut matematik, matematiğin bir alanı olup, cebir, vektör uzayı, modüller, alanlar, halkalar gibi cebirsel yapılar üzerinde çalışır. Bazı yazarlar günümüzde, “soyut cebir” yerine “cebir” terimini kullanmaktadır.

Soyut cebir kavramı günümüzde tüm cebirsel yapılar üzerine yapılan çalışmayı ifade etmektedir, temel cebirden farkı, bilinmeyen, çözümsüz gerçek ve karmaşık sayılardan oluşan cebirsel ifadeler ve formüller için doğru kurallar gösterir.

Temel cebir, gerçek alan ve basit cebir olarak bilinen yapıların başlangıç kısmı olarak ele alınabilir.


Kaynaklar

  • 30 Ekim 2006 tarihli İngilizce Wikipedia Soyut cebir maddesi

Olarak değişik; Cevher hazırlama mühendisliği

May 11th, 2008

Cevher hazırlama, kısaca, üretilen doğal kaynakların metalurji, demir-çelik, cam, seramik, çimento, deterjan, inşaat malzemeleri, boya endüstrisi ve enerji üretimi gibi değişik alanlarda kullanılabilir hale getirilmesi aşamalarını içerir.

Türkiye’de sadece İstanbul Teknik Üniversitesi’nde bölüm olarak vardır.


Dış bağlantılar

  • Çalışma alanları
  • İTÜ Cevher Hazırlama Mühendisliği Bölümü
  • yerbilimleri.com

Information

Verdikleri tutar; Gizli Özne (grup)

May 11th, 2008

Gizli Özne soft rock tarzında müzik yapan bir rock grubudur.


Tarihçe

1998 yılında temelleri atılan ve tam anlamıyla 2002 yılında Antalya’da kurulan grup amatör rock grupları arasında en hızlı yükselişi göstermiş gruptur. Soft rock yapan grubun internette yayınladıkları demoları ve İstanbul, Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerde verdikleri bar ve festival konserleri sayesinde Türkiye genelinde takipçileri bulunmaktadır.


Elemanlar

  • Muhittin Çelikmakas (Solist)
  • Alper Tofta (Bas Gitar)
  • Burçin Bahadır Güner (Gitar)
  • Ali Gazener (Davul)


Dış bağlantılar

  • http://gizliozne.anatolianrock.com

Gizli Özne Myspace *http://www.myspace.com/gizliozneonline
Gizli Özne Forumları *http://www.gizliozne.forumlari.net
www.myspace.com/gizliozneonline

Information

Göre borsa; İslam dini bayramları

May 11th, 2008

İslam dinine göre yılda iki bayram vardır.
Ramazan bayramı : İslam dinine göre Hicri Kamer yılının dokuzuncu ayı olan Ramazan ayının ardından onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç günü boyunca kutlanan dini bayramdır.
Kurban Bayramı : İslam dinine göre Hicri Zilhicce ayında kutlanan bayramdır. Hayvan kesilmektedir.

Information

Satınalımlarında kullanılır.; Kablosuz erişim noktası

May 10th, 2008

Kablosuz erişim noktası, birçok özel işletme içerisinde wifi uyumlu laptop kullanan müşterilerin anlık İnternet erişim ihtiyacını karşılamak için verilen hizmet noktalarıdır. Bu ağı kurmak için modem benzeri bir alet kullanılır ve erişim noktasının varlığı genellikle bir tabela ile belirtilir.

Taksim’deki ve Kadıköy’deki pek çok cafede, üniversite kampüslerinde ve hava alanlarında yaygın olarak kullanılır. Teknik eksiklikler veya hatalar yüzünden bazı noktalarda kaçak erişim noktaları oluşabilir.

Dışbağlantı http://www.kablosuz.org

Information

Olur; Kekikli, Olur

May 10th, 2008

Kekikli, Erzurum ilinin Olur ilçesine bağlı bir köydür.

Konu başlıkları


Tarihi

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.


Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.


Coğrafya

Erzurum iline 212 km, Olur ilçesine 32 km uzaklıktadır.


İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 267
1997 248


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Yusuf Karakaş
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

Information

  • Quick mortgage calculator | Sorted! Quick mortgage calculator. This calculator shows how long it will take to pay off up to three different mortgages. For each, enter the total amount to
  • CanadaMortgage.com Mortgage Resources -, Rates, Press Releases, Industry News, Glossary Calculators & Tools -, Amortization, Finance your Purchase, Mortgage Manager

Hesaplama Araçları; Kitle iletişim

May 10th, 2008

Kitle iletişim toplumun kendi aralarında iletişimleşmesine denir. Televizyon, radyo gibi görsel ve duysal iletişim araçlarının yanısıra, gazete, dergi gibi yazılı basın araçları en yaygın kitle iletişim araçlarıdır.
Kitle iletişim araçları insanlar arasında bilgi alışverişini sağladıkları için etkileşimi hızlandırırlar. Etkileşimin olduğu bir iletişimde insanlar birbirini daha iyi anladıkları için yaşadıkları olaya kayıtsız kalamazlar. Beraber sevinir, beraber üzülürler.

Information

Yapılandırılır. Ya da; Tutulu satış

May 10th, 2008

Türk Dil Kurumu’na göre Türkçesi “tutsat”tır[1]. Bir malın kendisinin güvence olarak gösterilerek, ödünç alınan parayla satın alınması anlamına gelen iktisadi terim. İpotekli satış, ya da Mortgage’lı satış olarak da adlandırılır.

Tutulu satış genellikle taşınmaz mal (çoğunlukla da yapı) satınalımlarında kullanılır. Bu gibi satışlarda, parasal kurumlar ödünç verdikleri tutar (kredi) geri ödenene dek, taşınmaz mala el koyabilme yetkisini ellerinde tutarlar. Bu tutu, parasal kurumların ödünç verdikleri para için bir güvence niteliğindedir. Bu yöntem, özel ya da tüzel kişilerin, bir taşınmaz malın ederi kadar paraları başlangıçta olmasa da, malı alıp, genellikle 15-30 yıllık süre içerisinde parça parça ödemelerini ve sonunda da tümüyle sahip olmalarını sağlar. Ödeme tamamlandığında, tutu durumu ortadan kalkar.

Ödünç verilen tutar, ödünç isteyenin geri ödeme kapasitesine (genellikle aylık gelirinden giderleri çıkarıldıktan sonra hesaplanır) ve satın alınmak istenen taşınmaz malın “Hemen Paraya Çevrilebilir Değeri“ne (HPÇD) bağlıdır. HPÇD genellikle malın değerinin %75′i ile %90′ı arasında olur ve borcun ödenememesi durumunda malın parasal kurumca hemen satılabileceği tutara denk gelir. Tutu yöntemiyle alınan mallar, borcun ödenememesi durumunda, parasal kurumca, genellikle ederinin biraz altında beklemeden satılırlar.

Tutu yöntemiyle ödünç alınan tutarın geri ödenmesinde, genellikle o ülkedeki vergi yasalarına ve ödünç alanın alabileceği rizikolara bağlı olarak değişik parasal yapılar kullanılır. Örneğin borç faizlerinin vergiden düşülebildigi ülkelerde, geri ödemelerin sanki hepsi faiz ödemesiymiş gibi yapılandırılır. Ya da, ödünç alınan tutarın değişik oranlardaki bölümü (ödünç alanın riziko seçimine göre) borsa fonlarına yatırılarak ödemeler oradan gelen gelirle yapılır.

Birçok ülkede, özellikle de gelişmiş ekonomilerde, ev, işyeri satınalımlarının tutu yöntemiyle yapılması çok olağandır.


Dış Bağlantılar

  • Konut Kredisi Faizleri, Hesaplama Araçları ve Başvurusu
  • Tüm Bankların MORTGAGE HESAPLAMA SAYFALARI
  • Mortgage Bilgi Mortgage (Tutulu Satış) Hakkında Bilgiler Portalı
  • Tutsat (Mortgage) Hakkında Bilgiler ve Haberler
  • Mortgage Terimleri
  • ev kredisi ile ilgili aramalar
  • Mortgage
  • Tutsat Haram mı?

Borcun ödenememesi durumunda; Yetkinlik

May 9th, 2008

Yetkinlik, genel anlamda yetkin olma durumunu, yani belirli bir alandaki sorumluluk ve/veya görevleri yerine getirebilme durumunda olmayı ifade eder. Bu anlamı ile özellikle yüksek okulların iki veya dört yıl süren eğitim süreçleri için kullanılır (ayrıca lisans).

Söz konusu eğitim sürecinin ilk dönemi için ön yetkinlik (ön lisans) ve uzmanlık edinme safhasına ise üst yetkinlik (yüksek lisans veya lisansüstü) denir.

Information

  • Oyak Bank Avantajlı Mortgage Paketi Gelirim sabit, ödemelerim ve faiz oranım da sabit kalsın, ne ödeyeceğim şimdiden belli olsun… diyenlere Sabit Taksitli Mortgage tam size göre!

Içerisinde; Son soru

May 9th, 2008

Son Soru, Isaac Asimov tarafından 1956 yılında yayımlanmış kısa hikâyedir. Asimov’un multivac hikâye serisi içerisinde geçer. Gelmiş geçmiş en başarılı Bilim Kurgu hikayelerinden biri olarak kabul edilir. Hikâye internet üzerinde birçok kaynakta bulunabilir.

Son soru ilk olarak 2061 yılında multivac’ın teknisyenleri tarafından multivac’a sorulan bir sorudur. Daha sonra hikayede bu soru 6 değişik kişi tarafından daha sorulur. Her soruda’da insanlar Entropi’nin tersine döndürülüp döndürülemeyeceğini sormaktadırlar. Her seferinde de karşılaşılan cevap “Anlamlı bir cevap için yeterli bilgi yok” şeklindedir. En son evrenin sonu gelmek üzereyken benliği multivac içerisinde erimekte olan son insan tarafından tekrar sorulur. Daha sonra evrendeki bütün enerji biter, madde, enerji, zaman artık yoktur. Cevabı bulabilmek için toplanacak bütün bilgi toplanmıştır. Artık toplanabilecek bilgi yoktur. Multivac tüm bilgileri tekrar işler ve cevabı bulur ama cevabı vereceği kimse yoktur. Multivac da cevabı uygulamalı olarak vermeye karar verir. Ve ışığa “OL” der ve ışık olur.

Information

Başvurusu Tüm Bankların; Ali bin Ebu Talib

May 7th, 2008

Ali bin Ebu Talib (Arapça:علي بن أبي طالب, Farsça: علی پسر ابوطالب) (d. 599 - ö. 661), Sünni inancına göre Dört Büyük Halife’den (Hulefa-i Raşidin) dördüncüsü ve Cennetle Müjdelenen On Sahabe’den (Aşere-i Mübeşşere) biridir. Şii ve Alevi inanışına göre ise ilk halife ve Oniki İmam’ın ilkidir. Türkçe’de saygı ifadeleriyle Hz. Ali (r.a.) olarak da anılır. 661 yılında (Hicri: 21 Ramazan 40), Hariciler tarafından düzenlenen bir suikastte ağır yaralanmış, birkaç gün içinde de vefat etmiştir.

Kureyş Kabilesi’nin Haşimoğulları (Haşimiler) sülalesine mensuptur. Muhammed’in hem damadı hem de amcasının oğludur. Şii ve Alevi inanışına göre, ilk müslüman, Kabe’de dünyaya gelen tek insan ve hayatı boyunca Allah’tan başka bir şeye tapmamış ilk müslümandır. Bununla birlikte Sünni inanışına göre ilk müslüman peygamberin eşi Hatice’dir.

Konu başlıkları


Doğumu ve çocukluğu

Mekke’de, Fil Yılı’nın (Amm’ul- Fil) 30. ayının 13. ya da Recep ayının 13. günü, bazı rivayetlere göre de Zilhicce ayının yedinci günü Kabe’de dünyaya geldi (M.S. 599). Babası, Ebu Talib, annesi ise Esed kızı Fatıma’dır. Bebeğe “Ali” ismi Muhammed tarafından verildi.

Rivayete göre Fatıma doğum yapmak üzere iken Kabe duvarına dayanmış, duvar yarılarak bir ses içeri gelmesini söylemiştir. Şiiler tarafından, Kabe duvarındaki yarığın bu olaydan kalma olduğuna inanılır. Bihar’ul- Envar, c.35, s.8. Keşf’ul Ğumme, s.19


Müslüman oluşu

Şia’ya göre Ali, Müslümanlar arasında ilk iman getiren ve hayatı boyunca Allah’tan başkasına tapmayan ilk şahsiyettir. Sünni inancına göre ise, Muhammed’in eşi Hatice’den sonra iman etmiş olup, ikinci müslümandır.


Hicret

Mekke’lilerin İslâm peygamberini katletme kararı aldıkları hicret gecesinde Ali, canı pahasına, Peygamber’in yatağında yatmıştır. Birçok Şia ve Ehli Sünnet müfessirlerinin görüşüne göre ‘Allah-u Teala bu fedakarlığı takdir ederek şu ayeti nazil etti:

“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını arayıp kazanmak amacıyla canını satar.” (Bakara/207)

Muhammed bu sayede gizlice evden ayrılarak emniyet içerisinde Medine’ye doğru yola koyulabilmiştir. İslâm peygamberinin emniyete kavuşmasından sonra da emri üzerine, İslâm Peygamberine emanet olan çeşitli emanetleri sahiplerine iade ederek annesini, Resul-ü Ekrem’in kızı Fatma’yı başka iki kadınla birlikte alıp Medine’ye doğru hareket etmiştir.


Medine dönemi

Ali Medine’de devamlı Muhammed ile birlikteydi. Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okuttuğunda Müsahiplik, Ali’yi kendisine kardeşliğe layık gördü. Kızı Fatıma’yı zevce olarak ona münasip gördü. Bir yıl sonra da ilk çocuğu olan Hasan dünyaya geldi. Ali’nin Fatıma’dan 5 çocuğu olmuştur; isimleri şunlardır: Hasan, Hüseyin, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Muhsin.


Cesareti ve savaşçılığı

Ali, Muhammed’in katıldığı tüm savaşlarda sancaktar olarak bulundu. Sadece Tebük seferi’ne Muhammed’in emri ile Medine’de kaldığı için katılmamıştır.


Bedir Savaşı

Ali, Bedir savaşında düşman ordusundan yirmi bir kişiyi öldürdü. Öldürdüğü kişiler arasında Muaviye’nin dedesi Utbe, dayısı Velid ve kardeşi Hanzele de vardı. Uhud savaşında ise Kureyş’in meşhur savaşçılarından dokuz kişiyle çarpıştı ve muvaffak oldu. Bu savaşta bedeninden yetmiş yara almasına rağmen son ana kadar peygamberin yanında savaştığı ve Cebrail’in, Ali’nin bu fedakarlığını görünce birkaç defa: Zülfikar’dan başka kılıç, Ali’den başka da yiğit yoktur. (’la feta illa ali, la seyfe illa zülfikar’), dediği rivayet edilir.


Hendek Savaşı

Hendek Savaşı’nda, Araplar’ın ünlü savaş kahramanı Amr bin Abduved’in hendeği atıyla aşması üzerine çarpıştılar. Amr’a göre daha zayıf görünümlü olmasına ve Amr’ın küçümsemesine ragmen Ali galip geldi. Amr’ın, Ali tarafından yenilmesi Medine’yi kuşatan ve bu kuşatmayı destekleyenler arasında üzüntü ve ümitsizlik meydana getirdi. Hendek Savaşı’nın sonucunda Ali’nin bu başarısının önemli bir yeri olduğuna inanılır.


Hayber Savaşı

Hayber Savaşı’nda, ilk iki taaruzu yönetenler bir başarı sağlayamayınca peygamberin sancağı Ali’ye verdiği, Ali bin Ebu Talib’in de o gün düşman unmasını kırarak düşman savunmasına karşı galip gelinmesinde büyük rol oynadığı rivayet edilir.


Muhammed’in vefatı

Ali, İslâm peygamberi vefat ettiğinde 33 yaşındaydı. Peygamberin damadı ve amcaoğlu olması hasebiyle en yakın akrabası konumunda olduğundan defin hazırlıklarıyla ilgilendi. İslam kurallarına göre naaşın defin öncesi yıkanması ve kefenlenmesi işlemlerini bizzat kendisi yaptı.


Devletin Başına Seçilmesi

Muhammed’in 632 yılında ölmesinden sonra Müslüman toplumunun başına kimin geçeceği kaygısı baş gösterdi. Müslümanların bir kısmı ilk olarak Ebu Bekir’in halifeliğini kabul ettiler. Ebu Bekir’den sonra sırasıyla Ömer bin El-Hattab, Osman bin Affan ve Ali bin Ebu Talib’in halifeliğini kabul ettiler. Bununla beraber bir kısım müslümanlar peygamberin kuzeni ve damadı olan, çocukluğundan itibaren peygamberin evinde büyümüş ve onu korumak için kendi hayatını tehlikeye atmış olan Ali’nin ilk halifelik için daha doğru bir seçim olduğunu düşünüyorlardı. İslâm peygamberi Ali’ye hitaben şöyle demiştir:

“Sen bana oranla Harun’un Musa’ya oranla sahip olduğu mevkiye sahipsin; ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir.”

Harun, Musa peygamberin kardeşidir ve kendisine vahiy gelmeyen peygamberlerdendir. Musa ibadet için 40 günlüğüne Sina Dağı’na çekildiğinde, kardeşi Harun’u İsrailoğulları’nın başında bırakmıştır (Araf Suresi, 142. ayet). Bu nedenle İslam peygamberinin bu sözü de Şiilerce Ali’nin hilafet için en uygun ve hak sahibi kişi olduğuna yorulur.


Miras sorunu

Şii’lere göre Hz.Muhammed’in dul eşlerinin yanısıra Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın da, Hz. Ebu Bekir’in hilafetinden hoşnutsuz olmalarının bir başka nedeni daha vardı Sahih Buhari 4.53.325. Hz. Muhammed vefat ettiğinde geride önemli miktarda arazi ve mal varlığı bıraktı. Bunların en meşhuru tartışmaların da odağında olan Fedek Arazisi’dir. Hz. Ebu Bekir’e göre bu mal ve araziler peygamber tarafından halkın yararına idare ediliyordu ve dolayısıyla devlete aitti. Ali ise “Hz. Muhammed’e gelen veraset ile ilgili vahiylerin peygamber’in mirasını da kapsadığını” iddia ederek bu duruma karşı çıkıyordu. Zira Kur’an’da vefat eden bir kişinin mirasının nasıl pay edileceği izah edilmektedir. Şiilere göre Hz. Ebu Bekir Hz. Muhammed’in dul eşlerine devletten maaş bağlamış ancak Hz. Muhammed’in kanından olan Hz. Ali, Hz. Fatıma ve İbn Abbas’a o kadarını bile vermemişti.

Eşi Fatıma’nın ölümünden sonra Ali Fatıma’nın peygamber’in mirasından payını almak için tekrar başvurdu ancak başvurusu aynı nedenlerle bir kez daha reddedildi. Bununla birlikte Ebu Bekir’den halifeliği devralan .Ömer Medine’deki arazileri Muhammed’in kabilesi Haşimoğulları adına Ali ve Abbas’a verdi; Hayber ve Fedek Arazisi’ni ise devlet malı saydı (Madelung, 1997 s. 62). Şii kaynaklarına göre bu durum Muhammed’in soyundan olanlara (Ehl-i Beyt), baskıcı halifeler tarafından yapılan haksızlıkların bir başka örneğidir Bu duruma dair her iki tarafın düşüncelerini savunmakta kullandığı hadislere şu siteden ulaşılabilir: Sahih Buhari Book 80 (İngilizce)
.


Hilafeti

Müslümanların bir kısmı Ali’nin, kendinden önceki halifeleri kabul ettiğine inanırlar. Bununla beraber kendi halifeliğine kadar hiçbir savaşa katılmayışı diğerlerini halife olarak kabul etmediğine yorulur. Üçüncü Halife Osman asiler tarafından öldürülünce halk Ali’ye biat ederek onu hilafete seçti. Osman taraftarlarının bir kısmı onun katilini bulana kadar Ali’yi halife olarak kabul etmeyeceklerini söylediler ve Müslüman toplumu ilk kez iç savaşa sürüklendi. İslam Devleti Ali ve Muaviye önderliğinde ikiye bölündü.

Ali, 4 yıl 9 ay süren hilafet’i müddetinde Peygamber’in siretine uyup, hilafet’e inkılap ve kıyam ruhu verdi. Toplumda çeşitli ıslahlara baş vurdu.


Cemel Vakası

Ali bin Ebu Talib çıkan karışıklıkları yatıştırmak için Basra yakınlarında Ayşe, Talha ve Zübeyr gibi İslamiyetin tanınmış simaları ile karşılaştı bu olay Ayşe’nin devesinin etrafında gerçekleştiği için Cemel Vakası adıyla bilinmektedir.


Sıffın Savaşı

Irak ve Şam sınırlarında Muaviye ile savaştı. Sıffın Savaşı olarak bilinen bu savaş bir buçuk yıl devam etti.

Nehrevan adıyla bilinen muharebede Haricilerle savaştı.


Vefatı

Nehrevan aşı’nda rakiplerini ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu aştan sonra, Hariciler’den üç kişi Mekke’de Müslümanların siyasi durumları hakkında bazı müzakereler yaptıktan sonra Ali, Muaviye ve Amr bin As’ı öldürmeyi kararlaştırdılar. Bu üç kişiden Abdurrahman bin Mulcem, Ali’yi öldürmeyi üstlendi ve Kufe’ye hareket etti. Ramazan ayının 19. gününün şafak vakti Ali’yi kapısının önünde zehirli kılıc darbesi ile yaralamıstır.

Halife Ali bin Ebu Talib, Abdurrahman bin Mulcem’in kılıç darbesinden sonra şöyle dedi: “Fuztu ve Rabb’il Ka’be!” (Kabe’nin Rabbine andolsun ki, kurtuluşa erdim!). İki gün evinde yattıktan sonra, hicretin 40. yılı Ramazan ayının 21. günü öldü (M.S. 661). Ali’nin mezarı konusunda net bir bilgi yoktur.

Ali ölünce İslam Devleti ve hilafet 20 yıllığına düşmanı I. Muaviye’nin eline geçti.


İlmi

Gerek Sünni gerekse Şii kaynaklarında Ali bin Ebu Talib’in ilmi üstünlüğünden sıkça bahsedilir. Muhammed onu ilim şehrinin kapısı; insanların en bilgini; ahkam ilminin en alimi ve ümmete sünneti açıklayan kimse olarak nitelemiştir.
İslam peygamberi bir sözünde de şöyle demiştir:

“Ben ilmin şehriyim, Ali kapısı. İlim almak isteyenler Ali’nin kapısına başvursunlar.”


Lakapları

  • Şiir-i Yezdan
  • Kur’an-ı Natık (konuşan Kuran)
  • Haydar
  • Murtaza
  • Şah-ı Velayet
  • Esedullah (Allah’ın Arslanı)
  • Şah-ı Merdan
  • Seyf Allah


Künyesi

  • ebu Hasan (Hasan’ın Babası)
  • ebu Turab (Toprağın babası)


Kaynakça ve notlar

  • Muhammed ve İslam (1969), Abdülbaki Gölpınarlı
  • İslam Tarihi Metodolojisi (2004), R. Stephen Humphreys
  • Müminlerin Emiri Ali (1978), Abdülbaki Gölpınarlı
  • Söyleşiler (İnsan Yayınları, Nisan 1996), Henry Corbin, Allame Mustafa Hüseyin Tabatabai
  • Nech’ül Belağa , Ali, Abdülbaki Gölpınarlı
  • Tarih boyunca islam mezhepleri ve şiilik (1979), Abdülbaki Gölpınarlı
  • Hüseyin Bir Uyarı / Bir Sembol (1984-Beyan yay.) Mevlana Ebulkelam, Zakir Han, İkbal, Seyyid Ebu’l-A’la el-Mevdudi
  • (Ali, , İmam, Halife)
  • İslamturk
  • Sahabe


Dış bağlantılar

  • Alevi Birlik Forumu
  • Alevi Kaynağı
  • Alevi-Bektaşi kültürü ağırlıklı bir site

Yapılar kullanılır. Örneğin; Ğ

May 7th, 2008

Ğ ya da ğ harfi Türkçe, Azerice, Kırım Tatar’ı,Tatar ve Gürcüce dillerinde kullanılır. Bu harfin unikodu büyük harf için U+011E, küçük harf için U+0011F dir.


Türkçede kullanımı

Türkçede yumuşak g olarak bilinen bu harf Türk alfabesinin dokuzuncu harfidir. Belli bir sesi yoktur, kendisinden önce ya da sonra gelen ünlü harflere göre kullanılır. Örneğin dağ sözcüğü daa gibi okunur. Eğer e, i, ö veya ü harflerinden sonra gelirse y gibi okunur. İki ünlünün arasında yer alıyorsa bazen yine de y olarak okunur. Almanca’daki “R” sesinin okunuşuna çok benzer.


Azeri, Kırım Tatar’ı ve Tatarca’da kullanımı

Türkçede bir sözcüğün başına gelmeyen ğ harfi, Kırım Tar’ı ve Tatarca’da gelebilir. Örneğin Arapça’da Abdullah olarak yazılan bu isim Tatarca’da Ğabdulla olarak yazılır. Bu Türk lehçelerindeki “ğ” sesi oldukça kalın ve gırtlağa yakın telaffuz edilir. Yani Türkiye Türkçesi’nde o kadar yumuşamıştır ki görevi kendinden önceki ünlüyü uzatmak olmuştur. Ancak bu lehçelerde kalın olarak çıkarılır. Türk kirillerinde yumuşak g’ye karşılık olarak “ғ” ya da “гъ” harfleri kullanılmaktadır.

Information

Riziko; Sigorta

May 7th, 2008

Sigorta, risklerin gerçekleşmesi sonucu doğabilecek zararları gidermek için kullanılan mali araç. Sigorta sözleşmesi, sigorta yapılması için hukuken gerekli sözleşme. Sigorta şirketi, sigorta işlerinin yönetilmesi, işletilmesi, satışı ile ilgilenen şirket. Sigortacılık, bu işlerle ilgilenen meslek.

İnsanların tüm varlık ve girişimleri risk (riziko) adı verilen belirsizliklerin tehdidi altındadır. Sigorta, risklerin gerçekleşmesi halinde doğan zararı karşılar, böylece geleceğin maddi açıdan belirli hale gelmesini sağlar. Sigorta kişi ve kurumlara güven sağlar, böylece geleceğin planlanmasını mümkün kılar, girişimciliği teşvik eder.

Konu başlıkları


Sigortanın işleyişi

Sigorta, temelde, benzer riske maruz kalan kişilerin (sigortalılar) maddi güçlerini birleştirerek yardımlaşmasıdır. Sigorta şirketlerinin işlevi, bu kişilerin birbirlerini bulmasını ve gerçekleşen zararların giderilmesini organize etmektir.

Aynı riske maruz kalan kişiler bir araya gelerek gerçekleşen riskleri hep birlikte karşıladıklarında, kişi başına düşen ödeme miktarı düştüğünden büyük bir risk bile herkes için karşılanabilir hale gelebilir. Bir araya gelen kişi sayısı ne kadar fazla olursa, kişi başına düşen zarar miktarı o kadar tahmin edilebilir hale gelir. Olasılık hesaplarında büyük adetler kanunu (veya büyük sayılar kanunu) adı verilen kanuna göre, aynı riske konu olan kıymetlerin sayısı ne kadar fazla olursa, gerçekleşecek hasar, riskin oluşma ihtimaline o denli yakın olacaktır.

Bir sigorta şirketinin organizasyonu altında biraraya gelen sigortalılar gelecekteki hasarları karşılamak için prim adı verilen ücreti öderler. Prim tutarına, hasarlar için yapılacak ödemelerin yanı sıra, sigorta şirketinin işletme masrafları, kârı, vergiler, acente komisyonları gibi kalemler de dahildir.

Sigorta, öngörülemez ve maddi zarar doğuracak olaylara (yani risklere) karşı yapılır. Ne zaman olacağı önceden bilinen olaylara karşı sigorta yapılmaz. Kumar, hisse senedi alım-satımı gibi spekületif riskler ve kanuna aykırı olarak yapılan işler sigortalanamaz. Keza, kanunlardan kaynaklanan cezalara karşı sigorta olmaz.

Sigorta teminatının işlemeye başlaması için sigortalı ile sigorta şirketi arasında sigorta sözleşmesi yapılır. Poliçe, sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren ve ispatlayan belgedir. Poliçe üzerinde sigorta şirketinin ünvanı, adresi, sigortalının adı, riskle ilgili bilgiler, prim, sigorta başlangıç ve bitiş tarihleri, sigorta koşulları vs. yer alır.

Sigorta satışları bazen doğrudan sigorta şirketleri tarafından yapılmakla birlikte, genellikle sigorta aracıları tarafından yapılır. Sigorta aracıları belli bir sigorta şirketine bağlı çalışan acenteler ve sigorta şirketlerinden bağımsız çalışan sigorta brokerleridir. Aracıların başlıca görevleri, sigorta müşterisini riskler ve buna uygun çözümler hakkında bilinçlendirmek, prim ödemelerini, hasarların tazmin edilmesini ve poliçenin yenilenmesini takip etmek, gerektiğinde hatırlatmada bulunmaktır. Prim tahsil etme yetkisi bulunan acenteler, müşterilerden aldıkları primleri sigorta şirketine öderler. Bu hizmetlerine karşılık aracılar komisyon alırlar. Komisyon genellikle prim tutarına dahil edilir.

Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü zarara hasar denir. Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta şirketinde ihbarda bulunur. Sigorta şirketi, hasarı kendisinden bağımsız bir eksperin incelemesini sağlar. Daha sonra eksper raporunu inceleyerek, sigorta teminatı içindeki zararı tazmin eder, sigortalıya tazminat öder.

Can sigortalarında ve bedeni hasarlarda ise tazminat, aktüer denilen uzmanların yaptığı aktüerya hesaplarının sonucuna göre ödenir.

Eğer bir hasar üçüncü bir şahsın kusuru sonucu oluşmuşsa ve sigortalının o şahıstan tazminat talep etme hakkı veya daha başka hakları doğduysa, halefiyet denilen hukuki ilke uyarınca bu haklar ödediği hasar oranında sigorta şirketine geçer. Sigorta şirketinin bu hakkını kullanarak kusurlu taraftan tazminat talep etmesine rücu adı verilir. Örneğin, A ve B araçlarının karıştığı bir kazada, B aracı kusulu ise, A’nın sigortacısı önce A’ya tazminat öder, daha sonra, ödediği tazminatı B’den talep edebilir.

Sigorta şirketleri önce bu haklarını kusurlu kişilerle anlaşarak (sulhen) kullanmayı denerler. Sulhen giderilemeyen sorunların çözümü için mahkeme yoluna gidilir. Çağdaş sigorta şirketlerinde rücu ve hukuk işlerinde uzmanlaşmış bölümler bulunur.

Deprem gibi büyük felaketler sonucu ödenen hasarların sigorta şirketlerinin mali güçlerini aşan tutarlara ulaşması nedeniyle, sigortacılar da kendi üstlendikleri riskleri sigortalarlar. Bu yeniden sigortalama işlemine reasürans denir. Reasürans konusunda çalışan şirketlere reasürör adı verilir. Reasürörler, verdikleri teminat karşılığında sigorta şirketlerinden prim alırlar. Reasürans, uluslararası bir iştir. Bir sigorta şirketi, risklerini pek çok reasüröre devredebilir. Böylece, deprem gibi felaket boyutlarındaki riskler bile dünya çapında pek çok şirkete dağılarak ödenebilir hale gelir. Bu durumun bir yansıması olarak, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir felaket, tüm sigorta piyasasını etkiler. Örneğin, ABD’de meydana gelen 11 Eylül Saldırıları sonucunda, Türkiye’deki sigorta primleri de (Dünya çapında olduğu gibi) arttı.

Artan rekabet sonucu, çağdaş sigorta şirketleri müşterilerine tazminat ödeyerek yardımcı olmanın dışında sayısı giderek artan bazı yardım hizmetleri, örneğin yolda kalan araçlar için çekici, bozulan musluklar için tesisatçı temini gibi ek hizmetler vermektedir.

Sigorta şirketleri çoğu ülkede (ve Türkiye’de) hayat ve hayat dışı branşlarda çalışan şirketler olarak ikiye ayrılır.

Türkiye’de sigortacılık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmekte ve denetlenmektedir.

Türkiye’deki sigorta müşterileri, sigorta şirketi ile anlaşmazlığa düştüklerinde, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’ne [1] veya Hazine Müsteşarlığı’na [2] başvurabilir.


Sigorta türleri

Kanunen “sigortalanamaz” olarak nitelenen riskler dışındaki tüm riskler sigortalanabilir. Başlıca sigorta türleri şunlardır:

  • Can Sigortaları

    • Hayat sigortası
    • Ferdi kaza sigortası
    • Sağlık sigortası
  • Mal sigortaları
    • Kasko vb. oto sigortaları
    • Yangın sigortası
    • Nakliyat sigortası
    • Mühendislik sigortaları
  • Sorumluluk sigortaları
  • Hukuksal koruma sigortaları
  • Kredi sigortaları

Sigorta türleri, zorunlu olup olmamasına göre de sınıflanabilir. Türkiye’de başlıca zorunlu sigortalar Trafik Sigortası ile Zorunlu Deprem Sigortasıdır.


Tarihçe

Babilliler’in MÖ 1800 yıllarında geliştirdiği Hammurabi Kanunları, sigortanın bilinen ilk hukuki şeklini içeriyordu. Buna göre, bir kervana haydutların saldırması halinde, zarar kervan sahipleri arasında bölüşülür.

Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde bir tür nakliyat sigortası vardı. Gemi sahipleri, ticaret seferine çıkacakları zaman sermaye olarak deniz ödüncü denilen bir borç alırlardı. Eğer gemi sağ salim geri dönerse, gemi sahibi deniz ödüncünü misliyle geri öderdi. Ancak gemi yolda batarsa, deniz ödüncü gemi sahibinde kalırdı.

Yine aynı dönemde, Rodos Kuralları denilen bir düzenlemeyle müşterek avarya kavramı ortaya çıktı. Buna göre, kaptan bir tehlikeyle karşılaştığında gemisini kurtarmak için yükün bir kısmını denize atarsa, bu zarar gemi ve yük sahipleri arasında paylaşılırdı.

14. yy’da, Cenevizliler tarihte sigortaya özgü (diğer ticari konuları içermeyen) ilk sözleşmeleri yaptılar.

15. yy’da İspanya’da sigorta hukukuna ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldı. 1435 ve 1436 yıllarında kabul edilen iki kararname ile nakliyat sigortalarına dair kurallar kondu.

17. yy’dan itibaren İngiltere’de ilk sigorta şirketleri kurulmaya başladı. O zamana dek sigorta işi tüccarlar tarafından yapılıyordu. Ancak 1666′da 13.200 ev ve 87 kiliseyi yok eden Büyük Londra Yangını sonrasında öyle büyük zararlar oluştu ki, sadece yangın sigortası üzerine uzmanlaşan sigorta şirketleri kuruldu. Önemli bir ticaret merkezi olan Londra, bu yüzyıldan itibaren dünya sigortacılığının önde gelen şehri haline geldi.

17. yy’ın sonlarına doğru, Londra’nın dünya ticaretindeki artan önemi nedeniyle, bu şehirde nakliyat sigortacılığı konusunda da önemli bir talep doğmaya başladı. 1680′lerin sonuna doğru Edward Lloyd, Londra’da denizcilerin gittiği bir kahvehane açmıştı. Kahve, zamanla gemilerini veya yüklerini sigorta ettirmek isteyenler ile bu riskleri kabul etmek isteyenlerin buluşma noktası halini aldı. Lloyd’s, zamanla kahvehaneden nakliyat ve özel riskler konusunda uzmanlaşmış dünya çapında bir sigorta borsası haline dönüştü.

Mucit ve siyaset adamı Benjamin Franklin, ülkesi ABD’de sigortacılığın gelişmesi için çaba gösterdi. Kurduğu sigorta şirketi, yangına karşı sigorta yaptığı gibi, sigortalıları yangın riskine karşı bilinçlendiriyor, yüksek riskli ahşap binaları sigortalamıyordu.


Türkiye’de sigortacılık

Sigorta kelimesi, Türkçe’ye İtalyanca sicurta kelimesinden geçmiştir.

Ahilik teşkilatı gibi mesleki loncalar, kurdukları yardım sandıklarıyla Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk sigorta örneklerini verdiler. Bu sandıklar yangın ve ölüm gibi bugün de sigorta konusu olan risklere karşı üyelerini koruyordu.

Bu ilk örnekler dışında, Türkiye’de sigortacılık geç gelişti. Bunun nedeni olarak İslam dininin kadercilik anlayışı gösterilir. Belki de daha önemli bir neden, ticaretin ve mali yapının Batı Avrupa’ya kıyasla geri kalmış olmasıydı.

1870 yılında özellikle İstanbul’daki azınlıkların ve yabancıların mallarını etkileyen Beyoğlu yangını, sigorta düşüncesinin yaygınlaşmasına ve ilk sigorta şirketlerinin kurulmasına neden oldu. Bunların çoğu yabancı kökenliydi. İlk yerel sigorta şirketi, 1893 yılında kurulan Osmanlı Umum Sigorta Şirketi oldu. 1864 tarihli Deniz Ticareti Kanunu’nda sigortacılıkla ilgili ilk düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler 1906′da kara sigortacılığına özel hükümler kanunlaşıncaya kadar kıyas yöntemiyle kara sigortalarında da kullanıldı. Yabancı sigorta şirketlerinin başına buyruk çalışmalarını düzenlemek amacıyla 1914′te sigorta denetimi konusunda ilk kanun çıkarıldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte, milli iktisat anlayışı doğrultusunda, sigortacılık alanında da yerel sermayenin varlık göstermesi için yeni sigorta şirketleri kuruldu.

1929 yılında, sigortacıların meslek kuruluşu olarak Sigortacılar Cemiyeti Daire-i Merkeziyesi kuruldu. Bu kuruluş, bugün de varlığını Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği adıyla devam ettirmektedir. [3]

1956 yılında düzenlenen Türk Ticaret Kanunu’nun beşinci kitabında, sigortacılıkla ilgili düzenlemeler yapıldı. 2007 yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret Kanunu’nun taslak çalışmasında sigortacılıkla ilgili önemli düzenlemeler öngörülmüştür.

1980′li yıllarda Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde uygulanan liberal siyaset sayesinde yabancı şirketler türk sigorta sektörüne dönmeye başladı. [4]

1990 yılında, o zamana kadar devlet tarafından belirlenen sigorta tarifeleri serbest bırakıldı. [5] Bunun sonucu olarak sigorta primleri ve şirket kârları hızla düştü, rekabet zorlaştı. Düşen kârlar ve 90′lı yıllarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle yabancı şirketler yavaş yavaş Türk sigorta piyasasından çekildiler. Ancak Türk sermayeli banka ve holdinglerin öncelikle kendi grup risklerini sigortalamak üzere çok sayıda şirket kurması nedeniyle sektörde bir daralma yaşanmadı.

1990′ların son yıllarından itibaren Türkiye’ye yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin yeniden geldiği ve pazar paylarını giderek büyüttükleri görülmektedir. 2006 yılında sektörde yabancı sermayeli şirketlerin pazar payı %50′yi geçmişti. [6]


Dış bağlantılar

  • Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü
  • Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği
  • Genç Sigortacılar Derneği


Kaynakça

  • Nomer, Cahit; Yunak, Hüseyin Sigortanın Genel Prensipleri, Milli Reasürans TAŞ yayını, İstanbul, 2000
  • Pekiner, Kamuran Sigorta İşletmeciliği, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1981
  • Çeker, Mustafa Yargıtay Kararları Işığında Sigorta Hukuku, Adana, 2004
  • İngilizce Vikipedi, “Insurance” maddesi

Information

  • riziko #494625 lafmacun: riziko #494625. riziko #494625. 3. kel bir adamın sunduğu yarışmaydı. 5 ayrı konu başlığından 5er cevap verilirdi, soruları bulunsun diye. her
  • TÜRKİYE BURADA BULUŞUYOR riziko için yaklaşık 249.000 sonuçtan 1 - 10 arası sonuçlar (0.122 sn) Riziko.com da Yeni Yıl ile Yeni Oyun Başlıyor. Riziko.com da bütün hesaplar

Borç faizlerinin; Venedik Taciri (oyun)

May 6th, 2008

Venedik Taciri, İngiliz ozan William Shakespeare’nin tanınmış bir oyunudur.

Oyun, bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. Bazı edebiyat tarihçilerine göre Venedik Taciri Shakespear’in tragedyaya en çok yaklaşan oyunudur. Oyundaki kötü adam Yahudi tefeci Shylock’tur. Bütün gemileri açık denizlerde dolaşan ve nakit sıkıntısında olan ancak Venedik’teki itibarını kullanarak, Bassanio’ yu sevgilisi Portia’ ya gönderebilmek için bir vakitler hakaretler yağdırdığı Yahudi tefeci Shylock’ tan üç bin duka borç altın alır. Shylock ise Antonio’ nun borcu ödeyememesi halinde, vücudunun neresinden isterse ordan, yarım kilo eti keseceğini senedin sonuna şart olarak ekletir. Zamanla, Antonio’ nun gemilerinin teker teker battıkları haberleri ulaşmaya başlar. Soylu tüccar borcunu ödeyemez ve Shylock kızının kaçmasının da gerginliğiyle Hristiyanlara olan nefretini Antonio’ ya kusar. Venedik’ te “Hakkımı isterim, senette ne yazıyorsa onu isterim!” diye bağırmaya, yeminler savurmaya başlar. Duruşma sırasında Shylock, dramatik yapının “sevilmeyen adam” rolünü zedeleyici sözler sarfeder fakat haklı olduğunu elbette ıspatlayamaz. Shylock’un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra Antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur. Avukat, kılık değiştirerek mahkemeye katılan miras sahibi bir genç kız olan Portia’dır. Senetde sadece et yazıldığını, kan yazılmadığını savunur. Ohalde Shylock, tek damla kan akıtmadan senete göre hakkı sayılan eti almalıdır. Eğer kan akarsa, bir Hristiyan’ın kanını akttığı için Shylock’un tüm mal ve mülkü müsadere edilecektir, kanun böyledir. Sonuç olarark Shylock, senete dayanan hakkından vazgeçer. Fakat bu sefer de bir Hrıstiyanın canına dolaylı yoldan kasdetmekten mallarına el konur, hayatı ise Antonio’ nun merhametine bırakılır. Antonio ise Shylock’ un Hristiyan olması şartıyla onu bağışlar.


Film Uyarlamaları

  • Venedik Taciri (2004)-(The Merchant of Venice)

Information

Kurumu’na; Namus

May 6th, 2008

Namus (Arapça: el-Namus el-ekber الناموس الأكبر, „en büyük sırlara hakim olan“) birçok oryantal toplumlarda saygı ve sevginin yanında, özellikle aile içindeki otorite ilişkileri için merkez değerlerden birisi. Özellikle Türkçedeki anlamı, İslam ile bağlantısı olan cinsellik kurallarına da değinir. Türk Dil Kurumu’na göre; “Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık” ve “Dürüstlük, doğruluk” olarak tanımlanmıştır. [1]

Namus sözcüğünü sadece eski Arap kaynaklarında değil eski Yunan kaynaklarında da bulmak mümkündür. Ayrıca Tevrat’ın yunanca adı Tora Namus, “Düzen” anlamına geldiği için namus kelimesinin kökü Araplarda değil Yunanlarda olduğu düşünülür. Türkçenin haricinde Farsça, Kürt dillerinde ve Urdu dilinde de kullanılır.

Konu başlıkları


Toplum için anlamı

“Namus anlayışı”na sahip kültürlerde, erkeğin namusu ailesine dair kızların cinsel çekimserliği ile korunur; Bir kızdan, ailesinin namusunu tehlikeye sokmaması için daima belli kurallara uyması beklenir. Bir kızın ve ailesinin namusu, ancak o kız bakire olarak evliliğe girmesi ile korunur. Bir erkeğin namusu, harama el uzatırsa bozulur.

  • Başka bir anlamı ile “namus”, ailenin kendi içine dönük dünyası ve dışarıdaki bekar erkeklerin dünyası arasındaki sınırdır. Bu sınırın aşılması namusun tehlikeye girmesine yol açabilir, ama bunun nedenleri ve derecesi net şekilde belirlenmiş değildir.” Werner Schiffauer


“Namus” anlayışının toplumdaki etkileri

“Namus” geleneksel oryantal topluluklarda en önemli değer anlayışıdır. Günümüzde hızla ilerleyen şehirleşme, şehirlerde yaşayan insanlara daha çok anonim olma, ailenin kontrolünden uzak kalma ve eski sert kuralları gevşetme imkanı vermiştir. Ama kırsal bölgelerin kasabalarında ve köylerde eski kurallar hala çok canlı ve etkilidir.


Olumlu etkileri

Tarihte oryantal toplumların üzerinde hüküm sürmüş olan kültürlerin ve bunların koruyucu güçlerinin bütün topraklarının her köşesine kadar her zaman varmadığı ve çok kez anarşi içinde kalındığı dikkate alınırsa, toplumun kültürüne işlenmiş olan bir namus anlayışının, sosyal düzeni dengede tutmakta büyük faydası olmuş olması gerektiği sonucuna varılır.


Olumsuz etkileri

Namus anlayışı, aynı anda kadınların erkeklerden daha korumasız ve kendilerine hakim olamayacak kadar zayıf olduklarının kabul edilmesi olarak da değerlendirilebilir. Bu anlayış bir kadının ailesinden fazla uzaklaşmasını veya mesleki kariyer yapmasını neredeyse imkansız kılar. Bütün dünyada ve her toplulukta kadın oranı 3′te 2 olduğu dikkate alınırsa, kadınların kariyer yapması imkansız olan topluluklarda sadece üçte birini oluşturan erkeklerin gayri safhi milli hasılada katkıda bulunduğu anlamına gelir. Böylece bu toplulukların, kadınların çalışabildiği toplulukların gelişme hızına yetişmesi imkansız olduğu sonucuna varılır.

Namus anlayışının en sıkı şeklini yaşayan toplumlarda ataerkil bir bakış açısı olduğundan, bir tecavüzün kurbanı olmuş bir kadın kurban olarak görülmez. Böylece namusunun kirlenmiş olduğuna inanan aile, tecavüze uğrayan kızlarını öldürerek namuslarının tekrar temizlediklerine inanırlar. Bazı ailelerde ise tecavüze uğramış olan kıza, intihar edene kadar sosyal baskı uygulanır.

Bu şekilde namus yüzünden ölen kızların sayısı, Terre des Femmes adlı kadınları koruma kuruluşu tarafından yılda 5000 olarak tahmin edilir.


Bakireliğin kanıtı

Namus açısından bakire olarak evliliğe girmek çok önemlidir. Evliliğin (genelde) ilk gecesinde bakirelik sona erdirildiğinde, çarşafın üzerinde meydana gelmesi beklenen kan lekesi bu kültürlerde namuslu bir geçmişin kanıtı olarak görülür. Özellikle Türkiye’nin doğusunda bu leke “Namus gülü” olarak adlandırılır ve gururla yeni evlenmiş çiftin kapısı önüne asılır.

“..Namus, ailenin çevresindeki toplum ile alakası olan bir mesele olduğu için, bakireliğin kanıtı da kamu oyuna açık bir meseledir, ve dışarıdaki insanların da bunun kanıtını görmesi gerekir.” (Elçin Kürşat)

Türkiye’nin büyük kentlerinde bu gelenek genelde ilkel ve saçma olarak görülür. Çünkü kızlık zarının zedelenmesinde gerçekleşen kanama çok farklı olabilir, ve bazen hiç kanama olmaması da mümkündür. Ama buna rağmen bu gelenek hala uygulansa da, ancak kayınvalidenin herhangi bir şüphesi olduğundan dolayı gerçekleşir, ve bu kanıt sadece ailenin kadınları arasında incelenip değerlendirilir.

Bekar kadınlar bazen ortaya çıkmış söylentilerin yaşamlarına olumsuz etkilerinden dolayı, gönüllü olarak kadın doktorundan bakirelik belgesi alıp dedikoduyu ortadan kaldırırlar.

Information

Borsa fonlarına; Nikola Tesla

May 6th, 2008

Nikola Tesla, (Sırpça: Никола Тесла)(d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.

Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç Tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. Annesi de onu destekledi, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz’daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.

Prag’daki tahsilini 1880′de bitirdikten sonra, Budapeşte’de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.

Konu başlıkları


Elektrik endüstrisinin durumu

O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun elektrik akımı olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt’ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.

1884′de genç Tesla, kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York’ta gemiden ayrıldı. Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi’si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.


İlham

Tesla’ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: “Buldum!” Tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alan”ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.

Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte’de “Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı.


Edison tarafından cesareti kırıldı

Tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Edison’a rastladığı zaman Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.

Bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Tesla’ nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla’nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirili bir miktar para koydular ve Tesla Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Tesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.


Alternatif akım ortaya çıkıyor

O zaman Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla, 1887′nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan’ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

Bu sırada Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.

Fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? Doğal olarak, bu kuruluş, Edison-General Electric olmayacaktı. Aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.

İşte tam o sırada George Westinghouse, Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar.

Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda kaldı.


Gerçekleşen rüya

1890′da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo’ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.

Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Tesla’nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.

O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)’de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW’lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı.


Uzaktan radyo kontrolu

Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898′de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Birinci geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.


Yüksek frekans öncülüğü

Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Tesla Bobinleri - Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı.


Dünya’nın en güçlü vericisi

Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.

İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein’in, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

1899′da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Tesla New York’a geri döndü.

Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla’nını hayranı olmuştu. Tesla, kısa zamanda Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.


Dünya çapında telsiz

Long Island’ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.

Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.

34′üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.

Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.


Kahin gelecekten bahsediyor

Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Tesla ‘nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. “Dünya çapında telsiz sistemi”nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleri ile, Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü Radyo sitesi anlatılıyordu..


Morgan’ın yardımı sona eriyor

1904 Mart’ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt’luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.

Niyagara Projesi asla gerçekleşmedi. Fakat, gösterişli Long Island’ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenlerle, J. P Morgan düşüncesini değiştirdi ve Tesla’nın para kaynağı aniden kurudu. Başlangıçta Tesla, Morgan’ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan kararlıydı. Morgan’ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi.


Mantıksız bir saygısızlık

Birinci Dünya Savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre Long Island, Wardenclyffe’deki Tesla’nın şanlı kulesinin, A.B.D.’nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.

Kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.


Radyo frekans alternatörü

1890′da Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz’lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz’e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt’a çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.

Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla “Radio Corporation of America (RCA)” şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919′da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.

Birincisi N.J. New Brunswick’te kuruldu. 200 kilo Watt’da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Tesla’nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla gerçekleştirildi.


Radar ve Türbinler

Tesla, birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti. 1917′de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. Eğer bu radar değilse, neydi? Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929′a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için “kepçesiz” yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. Kolay öfkelenen Tesla ile, Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.

Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912′de Nikola Tesla ve Thomas Alva Edison’un 40.000 $’lık Nobel Ödülü’nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Edison’u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917′de Tesla’ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.


Kişilik

Tesla, yaklaşık 2 metrelik boyuyla kendi dönemine göre oldukça uzundu. Narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinirdi.

Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.

Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.

Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.

Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.

Tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. Buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı.


Dış bağlantılar

  • Nikola Tesla Museum
  • Onlinefizik
  • Nikola Tesla U.S. Patent Collection
  • Nikola Tesla
  • FOIA FBI files on Nikola Tesla
  • Nikola Tesla: Gizli Zaman Yolculuğu Deneyimleri
  • Kablosuz elektrik enerjisi aktarımı hakkında güncel haberler 1
  • Kablosuz elektrik enerjisi aktarımı hakkında güncel haberler 2
  • Kablosuz elektrik enerjisi aktarımı hakkında güncel haberler 3
  • Tesla Kimdi?

Information

Bir malın; Para

May 6th, 2008

Para: karşılığında Mal ve Hizmet almaya ve vermeye ; ve bunların ekonomik değerlerini takas etmeye yarayan üzerinde rakamsal değerler taşıyan kağıt ( kağıt olarak değer taşımayan kağıt parçası ).
Para genel kabul gören değişim aracına verilen isimdir. Para, malların birbiriyle değiştirilebilmesini sağlar.

Çağlar boyunca para az bulunan maddelerden yapılmıştır. Değerli metallerden deniz kabuklarına ve hatta sigaraya kadar pek çok eşya veya mal para işlevi görmüştür.

Konu başlıkları


Paranın dört temel işlevi


Paranın değişim aracı işlevi

Paranın ticari işlemlerdeki fonksiyonu tam burada ortaya çıkar. İki malın değişiminde para, bir üçüncü mal olarak araya girer ve değişim iki bölüme ayırır. A malı verilip karşılığında para alınır, başka bir yer ya da zamanda ise para verilip B malı alınır.

Paranın bu şekilde mal değişimini iki bölüme ayırması, paranın bir değişim (mübadele) aracı olma işlevidir.


Paranın hesap ve değer birimi işlevi

Paranın hesap ve değer birimi olarak işlevi, onun bir değişim aracı olma işlevinden kaynaklanır. Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir. Öte yandan para sayesinde iktisadi değerlerin tek bir ölçü birimiyle ifadesi de sağlanır. Özellikle işlemlerin kaydının tutulmasında paranın bu işlevi zorunludur.


Paranın değer biriktirme ve spekülasyon işlevi

Para, servet biriktirme ve yatırım aracı olarak da işlem görür.


Paranın bir iktisat politikası aracı olması işlevi

Gelişmiş bir para ekonomisine sahip ülkelerin para otoriteleri 20. Yüzyılda sıklıkla, faiz oranları ve para arızını kontrol etmek yoluyla, paranın bir iktisat politikası aracı olarak kullanmışlardır.


Para Çeşitleri

Asli ve kaydi para kadar likit olmayan, bu yüzden de herkes tarafından genel kabul görmesi bazı koşullara ve anlaşmalara bağlı olan varlıklar ya da ödeme araçlarıdır. Bunlar içinde, bankacılık sistemindeki vadeli mevduat, devlet tahvilleri, hazine bonoları, özel şirketlere ait tahviller ve hisse senetleri, Cumhuriyet Altını ve Reşat Altını gibi değerli madenlerden basılmış değerlerdir.kaydi para bankadaki parayı ifade eder.

Information

Satışlarda parasal; İnsan ticareti

May 4th, 2008

Konu başlıkları


İnsan Ticareti Nedir?

İnsan ticareti yasalara aykırı bir eylem olmakla kalmayıp uluslararası yasa ve insan hakları protokol lerinin de ihlali anlamına da gelir. Genellikle çok iyi örgütlenmiş suç ağlarına mensup suçlular tarafından yürütülür. İnsan tacirleri, mağdurları kendi ülkeleri içinde bir yerden diğerine aktarırlar, çoğu zaman da uluslararası sınırlardan geçirirler. Daha sonra mağdurların en temel özgürlükleri ellerinden alınır, eşya gibi satılırlar ve hem seks köleleri olarak hem de diğer işlerde zorla çalışmaya zorlanırlar. Kurbanlara rutin olarak tecavüz edilir, işkence ve şiddet e maruz bırakılırlar.


Fuhuş ve insan ticareti arasındaki fark nedir?

İnsan ticaretinin mağdurları - kızlar, kadınlar, erkekler ve oğlan çocukları - köledir. Çoğu zaman ölümle tehdit edilerek, kendi rızaları dışında para karşılığında erkeklere cinsel hizmetler sağlamak zorunda bırakılırlar. Ücretler, doğrudan sahiplere aktarılır ve mağdurlara hiçbir şey verilmez. İnsan tacirleri, çoğu zaman kadınları fahişe olarak yurtdışında çalışmaya ikna ederler, bu durum kadınların rızası ile oluşmuş gibi görünse de, kurbanlar en sonunda köle haline gelir ve şiddete maruz kalırlar. Buna karşın, fuhuş bir kadının para karşılığı vücudunu satması ve kârı kendine saklamasıdır. Seks işçileri köle olmayıp insan tacirlerinin kontrolü altında değildir.


İnsan ticaretinin mağdurları suçlu mudur?

Hayır.

Onlar yurtdışına gitmeleri için kandırılmış insanlardır. Onlara yalan söylenmiştir. Çoğu zaman da paraları ellerinden alınmıştır. Cinsel hizmetler sağlamak ve diğer işler yapmak zorunda bırakıldıkları için onlar suçlu değil mağdurlardır.


İnsan ticareti mağduru kız ve kadınların başlarına neler gelir?

Evlerine geri dönen mağdurlardan edinilen bilgilere dayanarak, mağdurların itaat etmelerini sağlamak için tacirlerin her türlü gözdağı verme yöntemini kullandıklarını biliyoruz. Mağdurlar, suçluların istediklerini yapmadıkları takdirde en canice ve insanlıktan uzak aşağılama ve korkutma yöntemleri ile karşılaşmaktadırlar. Bunların arasında tecavüz, işkence, ölüm tehdidi, dayak, hapsetme ve aç bırakma bulunuyor. Hamile kadınlar, rutin olarak cinsel ilişkiye zorlanmakta ve bebekleri doğumdan sonra öldürülmektedir. İnsan ticareti mağdurları modern köleler olarak defalarca satılır. Bu satışlarda 200 ila 20,000 dolar ve üzeri miktarlar el değiştirebiliyor.


Bu kaynak ülkeleri nelerdir?

Türkiye’de getirilen insan ticareti mağduru kız ve kadınların çoğu eski Sovyet bloğundan geliyor. Ortalama günlük ücretin 1 doların altında olduğu Moldova gibi yoksul ülkelerden de geliyorlar. Yoksulluk, onların bir çıkış noktası aramasına yol açıyor. Türkiye, insan tacirleri tarafından zenginlik ve fırsatla dolu bir ülke olarak gösteriliyor. Moldova, Ukrayna, Rusya ve başka ülkelerden kızlar ve kadınlar, Türkiye’de daha güzel bir yaşam vaat eden insan tacirleri tarafından kandırılıyor.


Mağdurlar nasıl angaje edilmektedir?

Tacirler, genellikle çok iyi organize olmuş büyük uluslararası ve mafya suç örgütleridir. Kurbanlarını, yurtdışında iş imkanlarını duyuran gazete ilanları yoluyla veya kurbanlara yalan söyleyerek onları kandıran yerel şahıslar yoluyla avlarlar. Mağdurları angaje eden bu şahıslar, onların